Hayat İçin Hayat
Yıllar önce doğu ülkelerinin birinde karakterleri birbirine tamamen ters olan iki erkek kardeş yaşardı. Genç olanı, her gün içki içip her çeşit günah işler, günahını bırakmak için de kalbinde en ufak bir istek duymaz; kısacası, kötü, düşük, sefil bir hayat yaşamaya devam ederdi. Ağabeyi ise, Tanrı’dan korkan, alçakgönüllü, iyiliksever, kutsal bir hayat yaşamak için kendini gerçek ve yorulmaz bir imanla Tanrı’ya teslim etmiş bir adamdı. O, kardeşinin yıkıma doğru giden bu yaşamına üzülür, gözyaşları içinde ona yalvararak bu kötü yaşamından vazgeçmesini söylerse de, öteki onun yalvarışlarını ve sözlerini öneme almaz, tersine, kendini bedenen ve ruhen yıpratmaya devam ederdi. Hemen hemen her gün bu düşük hayatı gece yarılarına kadar yaşar ve ağabeyinin kendisi için Tanrı’ya candan dua edip yalvararak bekleyişiyle eğlenirdi. Yine bir gece ağabey evde yalnız, kardeşinin eve dönmesini beklerken, evin kapısının şiddetle çalındığını duydu. Hemen koşup kapıyı açtı. Kapıyı açmasıyla kardeşin...